Ana içeriğe atla

Dinle Matmazel (2)





dinle matmazel dudaklarımdan süzülen her söz..
yollarına dökülen yağmur taneciği..
bir sinek vızıltısıydı sana yazılan şiirlerim..
oyunlar oynardık kahramanları belli belirsiz
sen ariadne olup labirentten ip salardın
ben ise hadesle savaşmakta.

duydun mu matmazel
hermes kehanetlerde bulunmuş..!
hiçbir aşk ayyuka çıkmayacak diyor..
ve hiçbir sevgili erişemeyecek aşkın saadetine..!
romantik yağmurlarda yürüyüş yapılmayacak artık
ve asla son baharda solmayacak yapraklar
asmalar üzüm vermeyecek artık
şarabın tadı hiçbir dile varmayacak..!
ve içemeyecek ve yazamayacak
ölümsüz eserlerini sheakspere..

dinle matmazel
hermes bile saçmalıyor senin karşında
bütün yağmurları sana yağdırırım..!
yaprakları senin için soldurur
asmaların kökünü kuruturum üzüm vermiyolar diye..!
ve biliyor musun matmazel..?
az daha içersem sheaksper alt eder yanımda..

bu kadehi sana kaldırıyorum matmazel..!
yer yüzündeki son şarabın tadına varana kadar
gözyaşı olup yağmur damlatana kadar
ve nietzsche olup bengi dönüşü sağlayana kadar
yollarına kandan kırmızı halılar
uğruna beyitler, nezip fazıldan çile,
biraz da şiwan perwerden ağıtlar..!
hepsi bu kadehte senin şerefine matmazel..!

artık dilim varmıyor şiir yazmaya
ve beynim düşünemiyor sensizliği
her şiir senin saçlarının kopyası
ve her sokak göğüslerine açılan kapı
dudaklarının tadı yok bu şehirde
artık sevişmiyor benimle yıldızlar
ay fener olmuyor yollarıma
şafağı bekleyen şarapçı başı oldum..!

ilk baharı bekleyen güneş gibiydik..!
karadenizde unutulan bir çay bahçesi
ankarada eylem yürüşlerinde sabıkalı bir zanlı
beş nolu ceza evinde
bir terör yandaşı olmak
biliyor musun matmazel
her nerde olursam
her kim olursam
her kimde olursam
ben hep sendeyim
senleyim..!


bu kadehi sana kaldırıyorum matmazel..!
bu kadehteki katre dynonsesten
pandoranın kutusundan çaldım..!
gel bir pazarlık edelim senle matmazel..
sen bana tüm kötü yanlarını
ben sana kendimi adıyayım..!
sen benim şemsim
ben senin mevlanan olayım..!

bu kadehi sana kaldırıyorum matmazel..!
gramofonda bethowenından ay ışığı sonatı..!
viyana sokaklarında
harpten kalan bir yahudi olmak
sensizliğin yanında halt eder..

washingtonda özgürlük heykeli
berlinde sınır duvarı
pariste eyfel kulesi
milanoda piza kulesi
ve en nihayetinde istanbulda galata kulesinde
ay ışığıyla haykırdı seni zeugma..!

dinle matmazel
artık dilim sahiplenmiyor küfürleri..!
duygularımsa keşmekeş..
bıraktığın gibiyim işte.
bıraktığım gibi herşey..
istemek ve elde etmek var şarabımın zerresinde
matmazel..!
gözyaşlarını sakladığım bu kadeh bünyeme karışırken
odamın pas tutmuş yanları
yatağımın yalnızlık kokusu
ve tamsar(terbiyesiz) düşüncelerim
sen dönene kadar
sürgünde kalacaklar..!
sen olmadan hiçbir kadınla sevişmeyeceğim
öpülmeyecek hiçbir dudak,dudaklarımla
ve öksürükler bırakmayacak artık peşimi..!
bıraktığın gibi bekleyeceğim seni..
üstümde aynı elbiseler
ayağımda aynı çorap
pis kokacağım işte..
ve tüm kirli düşüncelere sahip olacağım..!
ama hep temiz kalacak senle yatağımız..!
oğlunu bekleyen ana gibi
seni sadece bekleyeceğim..!
gözlerim senden ırak olsada
yoluna yakın duracak hep
ömrünün son durağına kadar..

dinle matmazel
gökten tanrı bile inse
ben merak edip bakmayacağım..!
hiçbir ekmek kırıntısını toplamayacağım masamın altından
yuva yapan her güvercinin yuvasını yıkacağım..!
artık bülbül ötmeyecek
arılar bal yapmayacak
ve hiçbir incir reçel olmayacak
sen yüzünü dönene kadar

hoş geldin matmazel
ben seni o kadar özlemişim ki
özlemim senin önüne geçiyor..!
ve bu kadehi son kez sana kaldırıyorum matmazel
görüyor musun gelinşinle bahar oldu yine..
tanrı rahmet dağıtıyor cümle aleme
mevlana şemse
arı çiçeğe kavuşuyor..!
gökler yeniden yağmur damlatıyor..
ve şair şiir yazmaya başlıyor yeniden
odam artık kireç tutuyor ve
yalnızlık kokmuyor yatağım..!
ve hiç kimse tren yolculuğunda yalnız değil..
yılmaz erdoğan disiplin cezasına çarptırılıyor
asmalar üzüm veriyor..
aşıklar romantik yürüyüşler yapıyor
ve artık yalnızlık senfonisinde değilim..!
hoş geldin matmazel..
dudaklarım küfür kokmuyor artık..!
sana son sözüm matmazel

defol git..!

//ertemus//

31.05.2011                  23.31

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Arjen Arî, ev pênc salin helbesta Kurdî sêwî ye

Dara Porxelek xwezî, lewitîn di kirêtiyê de û şer dizî j ime xewnên mîrekî li herêmekê em ji gundekî dijmin jî bûna malê me pev dima neyariya me nedigiha qewmekî kengî bûya lev dihatin em eydekê, erefatekê…  dibêje Arjen Arî. Pêşengê hemdemên xwe, helbestvanê nûjen ê zaravayê Kurmancî. Di 31ê Cotmeha 2012an de ji nav me koç kir. Li pey xwe bi hezaran dildar, bi sedan jî helbest hiştin. Em weke Heftenameya Basê bi sedema 5. salvegera helbestvanê nemir Arjen Arî bi heval û hogir û dostên wî re axivîn û her yekî ji wan ji bo me di derbarê Arjen de nivisî. Ji bo xatirê bîranîna Arjen Arî û xwînerên Heftenameya Basê em çarîneke Arjen Arî ku heta niha nehatiye weşandin tînin pêşberî we xwîneran. îşev rêwiyê şevê me. hew tu dizanî xunav. mêvanê dilê kê me Firat Cewerî: Arjen Arî diltenik bû Dema min û Arjen Arî hevûdu nas kir, dema rêxistinan bû. Em jî di rêxistinekê de hatibûn ba hev. Em pê ketibûn û me xwe bi felsefeya materyalîst digihand; em noqî lî...

Deng tê gelo

Saet li dora 6ê sibehê ye. Dengê kûçika li kolana me olan dide. Dîsa zûr e zûra panzêr û trimbêlên leşkerî yên dagirkeran e. Bi hêrsî ji nav nivînan derdikevim, radibim û kulmek ava cemidî li ser rûçikên xwe dikim. Çiraya Paşîn e û sermaye. Hê berî 5 saetan bû ku min bihîst ez bê kar mame. Giranî û li aliyê dinê jî dilrehetiyek li ser min bû. Di wê baweriyê de me ku ligel hemû kêmasiyên xwe jî min karê xwe serkeftî kir. Werhasil mijara me ne ewe. Îro roja ku Tahir Elçî xatirê xwe ji me xwestiye ye. Xemgînim ji be ku weke wî jî digot 'Ew  ne ew kesê ku serê wî li ser balgîvan koça dawî bike' bû û wisa jî lê hat. Ez nikarim behsa serpêhatiyên xwe ligel wî bikim. Di navbera me de 20 sal heye. Gelo dema ez jî bûm 49 salî wê min jî bikûjin? Ji malê derketim di binhişê min de tevî van fikra. Nanirxînim ha ne heddê mine ez fikran binirxînim. Berbi Ofîsê ve diçûm. di rê de min biryara xwe guherand û li Koşuyolû Parqî peya bûm. Çawa min darên li parkê dît weke ku di vî wêneyî de jî xw...

Tarih Utanır mı.?

Henüz söylenmemiş sözcüğe gebe olan bir şairin mısralarında var olmayı arzuluyorum. Yoksulluk ile yoksunluk arasında sıkışmışlığımın kimliksizliğimle ne derece orantılı olduğunu bilmeden. Yalnızca yaşam ve ölüm arasında gelgitler yaşamaktayım. Şiirine meze olmak için kaç faili meçhule kurban gitmeliyim. Ya da hangi katliama uğramış ruhu taşıyayım.. Enfal mi Zilan mı Yahut Şengal mi.. Bu kaçıncı eksilmişliğim.. Bu ne kendini bilmez tarih.. Bu ne hadsiz bir yaşam. Sadece uyumak düşer payıma. Sade parçalanmış bir ruh ile uyumak.. Şiir yazamayan Şairin çaresizliğiyim.. Kendimden gayrı yoktur düşmanım..